26 Mayıs 2009 Salı

Mustafa Sarıgül - Yeni Durak Neresi ?


Türkiye onu 1987 yılı genel seçimlerinde SHP'den seçilen Türkiye'nin en genç milletvekili olarak tanıdı. 1991 genel seçimlerinde liste başı olmasına karşın SHP'nin bölge barajını aşamaması üzerine meclis dışı kalan Sarıgül 1999 yılı yerel seçimleri öncesinde DSP rüzgarının güçlü esmesi ve DSP'nin birinci parti olma ihtimalinin yükselmesiyle birlikte DSP'ye geçerek bu partiden Şişli Belediye Başkanı seçildi.

2002 genel seçimleri öncesinde İsmail Cem ve Hüsamettin Özkan'ın DSP'den ayrılarak YTP'yi kurması ve ilk zamanlarda medyanın da suni pompalaması sonucu bu partinin iktidar adayı gibi görünmesiyle birlikte Sarıgül'de anında soluğu YTP'de aldı. İsmail Cem'in YTP Genel Başkanı olarak ilk defa İstanbul'u ziyareti esnasında görkemli bir karşılama töreni düzenleyerek YTP'de etkili olmak istediğini göstermiş oldu. 2002 genel seçimleri sonrası YTP'nin %1 civarında oy alması ile birlikte Mustafa Sarıgül için de YTP defteri kapanmış oldu. Sarıgül bu sefer rotayı 2002 seçimlerinden güçlenerek çıkan CHP'ye çevirdi. 2002 Aralık ayında CHP'ye katılan Sarıgül 2004 yerel seçimlerinde CHP'den Şişli Belediye Başkanı seçildi.

Artık Şişli Belediye Başkanlığı Mustafa Sarıgül'ü kesmiyordu ve Sarıgül genel başkan olmak istiyordu. Bunun üzerine CHP'de Deniz Baykal ile liderlik mücadelesine girdi ve bu mücadeleyi kaybetti. Daha sonra çeşitli sebepler yüzünden CHP'den ihraç edilen Sarıgül'un 2009 yerel seçimleri öncesi adresi tekrar DSP olmuştu.

Yaklaşık 1,5 ay önce DSP'li bir belde başkanını ziyaretinde siyasi parti lideri gibi karşılanan Sarıgül tek hedefinin bu ülkede başbakan olmak olduğunu söylemişti. Bu konuşma üzerine herkes Sarıgül'ün son DSP kurultayında genel başkan adayı olmasını beklerken Sarıgül DSP'nin mevcut delege yapısı ile bu seçimi kesinlikle kazanamayacağını bildiği için aday olmadı.

Ve DSP'nin yeni genel başkanı Masum Türker ilk demecinde Sarıgül'e nazire yaparcasına kendisinin DSP'nin sadece genel başkanı değil aynı zamanda tek başbakan adayı olduğunu belirtti.

DSP'nin bir sonraki kurultayı 1,5 yıl sonra yani 2011 seçimlerinden kısa bir süre önce ve Masum Türker'de açıkça 2011 seçimlerine DSP'nin başında başbakan adayı olarak girmek istediğini duyurdu. Bu durumda "Türkiye'nin başbakan adayı" Sarıgül'ün DSP'de de işi hiç kolay gözükmüyor ve Sarıgül'e en azından Türkiye'ye başbakan adayı olabilmesi için çok duraklı siyasi hayatında yeni bir durak daha gerekiyor.

25 Mayıs 2009 Pazartesi

Abdüllatif Şener ve Türkiye Partisi


2011 genel seçimi yaklaşıyor ve siyaset de her geçen gün ısınıyor. Bugün de pek çok siyasi partinin bulunduğu ve seçim zamanlarında metrelerce oy pusulasını düzgün bir şekilde katlamanın bile dakikalar sürebildiği siyaset sahnemize yeni bir siyasi parti daha katıldı. Eski bakan Abdüllatif Şener, uzun süredir kurmayı düşündüğü partisinin kuruluş dilekçesini bugün İçişleri Bakanlığı'na verdi.

Partinin ismi Türkiye Partisi. Türkiye Partisi'nin pek çok partili Türkiye siyasetinde nasıl bir yol izleyeceğini ve ne gibi bir şansı olabileceğini ilerleyen günlerde hep birlikte izleyeceğiz. Lakin, ilk olarak yapabileceğimiz bir tespit partinin kurucular kurulunda hiç bir önemli ve tanınmış siyaset adamının yer almaması. Bazıları bu durumu "siyasette yeni yüzler " şeklinde yorumlayabilir ama benim yorumum Abdüllatif Şener hareketinin, siyasetteki önemli aktörlerde ve gruplarda heyecan ve çoşkuyu yaratacak gerekli rüzgarı yakalayamamış olmasıdır.

Peki Türkiye Partisi'nin yepyeni isimlerle 2011'deki seçimlerde şansı olabilir mi ? Bu tamamen Abdüllatif Şener'in seçime kadar yeni partinin örgütlenmesini nasıl tamamlayacağını ve halka hangi yeni ve etkili mesajları verebileceğine bağlı. Aksi takdirde bu partinin kaderi de liderlerine olan "kamuoyu sempatisinin" büyük oy yüzdelerine dönüşeceği umuduyla kurulan fakat şu an adlarını bile kimsenin hatırlamadığı Bedrettin Dalan'ın Demokrat Merkez Partisi, Aydın Menderes'in Büyük Değişim Partisi, Hasan Celal Güzel'in Yeniden Doğuş Partisi ve Yusuf Bozkurt Özal'ın Yeni Partisi'nin kaderlerinden çok da farklı olmaz.

19 Mayıs 2009 Salı

DP - ANAP Birleşmesi Yolda


"Merkez Sağda Birlik" parolasıyla yola çıkan ve geçen hafta Cumartesi günü Demokrat Parti'ye genel başkan seçilen Cindoruk, ilk ziyaretini Anavatan Partisi'ne yaptı ve Anavatan Partisi genel başkanı Salih Uzun ile her iki partinin en kısa sürede birleşmesi yönünde ilke kararı aldılar.

Son seçimde oldukça düşük oy oranları elde eden her iki parti ve bu partide siyaset yapan insanlar açısından da, eğer parti ve birey olarak Türk siyasetinde var olmak istiyorlar ise birleşmeden başka bir çıkış yolu gözükmüyor. 2007 yılı seçimleri öncesinde de gündeme gelen DP - ANAP birlikteliği Ağar ve Mumcu'nun kişisel anlaşmazlıkları yüzünden suya düşmüş ve bu başarısızlık her iki partinin de çöküş sürecini hızlandırmıştı. Merkez sağdaki bu son birliktelik şansı da çeşitli sebeplerden dolayı değerlendirilemezse sanırım bir sonraki seçimde her iki partiyi oy pusulasında bile görmemiz güçleşecek.

17 Mayıs 2009 Pazar

DSP'nin Yeni Genel Başkanı Masum Türker


Bugün toplanan DSP Olağanüstü Kurultayı, eski Devlet Bakanı Masum Türker'i yeni genel başkan olarak seçti. Seçimin ilk iki turunda eski genel başkan Zeki Sezer ile Masum Türker arasında kıyasıya bir yarış yaşanmakla birlikte her iki turu da Masum Türker önde bitirdi. Bu sonuçlar üzerine Zeki Sezer 3. tura katılmayarak yarıştan çekildi ve böylece Masum Türker, DSP'nin yeni lideri olmuş oldu.

Türkiye, yeni genel başkan Masum Türker'i Kemal Derviş'in ekonomiden sorumlu devlet bakanlığından istifa etmesi sonrası onun yerine bu devlet bakanlığını üstlenen kişi olarak tanımıştı. Daha sonra siyasette ismi çok sık duyulmayan Masum Türker, son olarak Türkiye Muhasebeciler ve Mali Müşavirler Odaları Birliği (TÜRMOB) Genel Başkanlığı'nı yürütüyordu.

Bana göre kurultayın en sürpriz sonucu Rahşan Ecevit'in açık desteğini alan Alemdar Yalçın'ın ikinci turda sadece 38 oy alabilmesi oldu. Delege sırf genel başkan seçilebilmek için kurultaydan bir ay önce partiye katılan Yalçın'a Rahşan Ecevit'e rağmen vize vermedi ve böylece aynı zamanda Türk siyasetindeki ve DSP'deki Ecevit faktörünü de tamamen bitirmiş oldu.

Masum Türker, DSP'ye ilk aşamada canlı ve dinamik kişiliği ile bir nebze heyecan getirecek olsa da bir önceki yazımda belirttiğim gibi 2011 genel seçimlerinde, DSP'nin son yerel seçimlerde aldığı %2,75 oy oranını koruması bile çok kolay gözükmüyor. DSP'deki gelişmeleri hep birlikte izleyeceğiz.

DSP Kurultayı'na Doğru


Dün yapılan Demokrat Parti kongresi ve bugün yapılacak Demokratik Sol Parti kurultayı, bu haftasonun siyaset açısından oldukça hareketli geçmesini sağlıyor.

DSP'de bugün 6 adaylı bir genel başkanlık yarışı yaşanacak. En güçlü adaylar, Türk siyasetinde son yıllarda moda olmuş bir şekilde, partisi başarısız olduğu için seçim sonrası genel başkanlıktan istifa eden ve daha sonra örgütten gelen "büyük çağrılara" sessiz kalamayarak tekrar aday olduğunu açıklayan Zeki Sezer ve daha bir kaç ay önce Tuncay Özkan'ın kurduğu Yeni Parti'de Genel Başkan vekili olarak görev yaparken kurultaydan bir ay önce DSP'ye geri dönerek Rahşan Ecevit'in desteği ile genel başkan adayı olan Prof.Dr.Alemdar Yalçın.

Diğer başka güçlü bir aday ise eski Devlet Bakanı ve TÜRMOB Genel Başkanı Masum Türker. Türker'in de örgütteki ağırlığı ile hatırı sayılır miktarda oy alabileceği ve hatta genel başkan bile seçilme ihtimalinin hiçte düşük olmadığı konuşulanlar arasında.

Kurultayın sonuçlarını ve yeni DSP genel başkanının bu akşam öğreneceğiz. Sandıktan bu isimlerden hangisi çıkarsa çıksın, önümüzdeki genel seçimlerde DSP'nin son seçimlerde aldığı %2,75'lik oy oranını koruması bile oldukça zor görünüyor.

Kırat'ın yeni süvarisi Cindoruk


Geçen hafta Türk iç siyaset gündemini yoğun şekilde meşgul eden Demokrat Parti kongresi nihayet dün sonuçlandı ve 76 yaşındaki Hüsamettin Cindoruk, Demirel'in de desteği ile genel başkanlık koltuğuna oturdu.

Kongre öncesi de benim kişisel tahminim Cindoruk'un bu kongreyi kazanacğı yönündeydi. Çünkü Adalet Partisi ve Doğru Yol Partisi geleneğinden gelen bugünkü Demokrat Parti de Demirel'in etkisi ve gücü hala tartışılmaz. Ayrıca Cindoruk, parti içerisinde ve genel kamoyunda bir "sağda birlik" havası yaratmayı başardı ve bu havanın kongreye ve doğal olarak sandık sonuçlarına yansıması bekleniyordu.

29 Mart 2009 seçimlerinde Yalova, Bodrum, Tire gibi yerel siyasetin etkisinin daha güçlü olduğu merkezlerde iyi seçilmiş adaylarının gücü ve ülke genelinde - özellikle kırsal kesimde - hala bulunan eski AP / DYP tabanının desteği ile Demokrat Parti'yi ancak %3,7 oranında oya ulaştırabilen Süleyman Soylu'nun ilerleyen günlerde kucaklayıcı bir sağda birlik havası yaratamayacağını ve bırakın iktidar alternatifi olmayı %3,7'yi bile koruyamayacağını DP delegesi de çoktan anlamıştı.

Kongre beklentimiz yönünde sonuçlandı. Peki bundan sonra ne olur ? Ben Cindoruk'un 2011 genel seçimine kadar DP'de ve merkez sağda organizasyonel anlamda bir toparlanma ve sinerji yaratabileceğini düşünüyorum. Kanımca önümüzdeki seçim için hedef barajı aşabilecek bir oy oranını yakalayabilmek. Bunu yapabilirler mi? O da bu 2 yıl içinde üretecekleri politikalara ve kamuoyuna verecekleri mesajlara bağlı. Süleyman Soylu döneminde gazete manşetlerinden ve TV ekranlarından düşmüş olan Demokrat Parti, yavaş yavaş tekrar gündemdeki yerini almaya başladığına göre bu ihtimal yok değil.

Siyaset Güncesine Başlarken


Başlangıçlar her zaman zordur, bitişler de....Ilık bir Pazar sabahı yazılan bu taze başlangıcın ilk yazısı da kendi zorluğu ile birlikte tatlı heyecanını da birlikte getiriyor.

Yerel seçimlerden sonra bir nebze durulan siyaset gündeminin DP ve DSP kongreleriyle tekrar ısındığı bu günlerde, bizde sizlere siyasetin yeni paylaşım noktalarından biri olacak olan "Siyaset Güncesi" ile merhaba demek istiyoruz.

Bu güncede Türk ve Dünya siyasetine ilişkin görüş ve yorumlarımızı sizlerle paylaşacak ve gündeme farklı bakış açıları getirmeye çalışacağız. Ayrıca sizlerin yorumları da bu günceye değer katacak ve "Siyaset Güncesi'ni" sizlerle birlikte yazacağız.

Görüşmek üzere......